Yılın Düğünü

Bir düğünde olmaması gereken ne varsa, bu düğünde…

yılın dYok yok, bizim düğün değil 🙂 Gerçi bizim düğünde hiç normal değildi ama, olsun 😀

Dün akşam uzun süredir ilk defa, yoğun programımdan fırsat yaratıp bir oyunu izlemeye gittim. Canım Bestem‘in de rol aldığı bu oyun, uzun süreli tiyatrosuzluktan sonra çok iyi geldi.

Oyunu size spoiler vermeden nasıl anlatsam diye düşünüyor, ama bulamıyorum 😀 Bir kere evlenmeye niyeti olan, mutlaka oyuna gitsin. Çünkü bir noktada kendi düğününüzde bunları yaşayacaksınız 🙂 Düğün salonu, fena fiyatlar, gelin tarafının istedikleri, damat tarafının istedikleri, ve o muhteşem ELALEM. Başımıza ne geldiyse bu elalem yüzünden gelmedi mi zaten? Halihazırda evli olup da, düğünü atlatmış olanlar da kendi başlarına gelenleri “aaa bu bizim düğün, ayy bu benim kaynanam, aaaa görümce görmeyim ömrümce” nidaları eşliğinde kahkahalarla hatırlayabilir 😀

Haydi başlayayım azıcık oyunu anlatmaya. Biliyorsunuz evlilik asla iki  kişinin bir araya gelmesi değildir. Evlilik iki kocaman ailenin birleşmesidir ve bu birleşme bir puzzle yapar gibi  tam oturmayan noktaların doğru parçasını bulmaya çalışırken yaşanan kaostur. O doğru parça asla bulunamaz çünkü. Oyunda sosyo-kültürel farklılıkları olan iki ailenin çocuklarının düğün gününü izliyorsunuz. Neler mi var? Olmazsa olmaz dediğimiz toplumun muhteşem fantastik (!) yargıları, gelin ve damadın arada kalmışlıklarında o gün neden orada olduklarını unutuşları, maket pasta, yozlaşmış düğün salonu, bir türlü ritmi tutamayan halay, yanlış şarkı, gelemeyen nikah memuru, düğünlerin sabit alkoliği, baldız ve görümce savaşı ve iki muhteşem kaynanatör! İki alfa kaynana, ve zavallı kayınpederler 😀 Bir de altın kemer. Çünkü biliyorsunuz altın kemer olmazsa, o düğün olmaz, olamaz, olabilemez.

Gelin ve damat, oyun boyunca en çok acıdığım karakterler oldu. Arada kalmışlıkları, ailelerin ya hep ya hiç tavırlarında ne yardan ne serden vazgeçemeyişleri, çok açık görünen mutsuzlukları ama isteklerini kabul ettiremeyişleri o kadar güzel geçti ki seyirciye, kendimi istemsiz onların yerine koydum. Bu kadar olmasa da biz de yaşadık tabii o süreçleri de, ben inadım inat gelin mode olduğumdan, elalemin yargılarına tutsak olmadık 😀

O kaynanalar… Ya belli bu oyuncular ya kaynanalarından çok çekmişler, ya kaynana toplama kamplarında (aaa fikrin güzelliğine bak), ki buralar altın günleri, başkasının düğünleri oluyor, çok fazla gözlem yapmışlar. İki kaynana arasındaki savaş bu kadar mı güzel anlatılır. O birbirlerine laf sokmalar, koydukları olmazsa olmaz kurallar, menepoz etkisinin hayatlarına yansıyışları bu kadar mı güzel anlatılır. İki annenin de evlatlarını en değerli bilip gelin ve damadı dolayısıyla ailelerini hor görüşleri, kendi ailelerini üstün görüşleri daha iyi anlatılamazdı 🙂 Yalnız gelinin annesinin gelinin babasına kullandığı hitap şekillerini ayrıca tuttum. Yaşlanınca ben de kullanacağım 😀 ( sen sus, 1.10 😀 😀 )

Unutmadan, her düğünün alkolü ağzıyla içmeyeni ve iş bilmeyen, çıkarcı düğün salonu sahibi bu düğünde de mevcut.

Biraz daha yazarsam bütün oyunu istemeden anlatacağım gibi duruyor. Ben dün akşam çok eğlendim, çok güldüm. Oyun bitince sahnede 9/8 bile yaptım 😀 Gelinin yakın arkadaşı olunca yapabiliyorsunuz :p

Evlenecekseniz başınıza neler geleceğini görmek, evlendiyseniz farketmeden neler yaşadığınızı hatırlamak için bu oyuna mutlaka gidin derim.

Biz dün akşam Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde izledik. Ama siz, Fiil Sanat sayfasından ( instagram , websitesi ) takip edip, oyunu mutlaka yakalayın ve izleyin. Bu akşam Ankara’ya geliyorlar mesela, Ankara’da yaşayan canım okurlar, bu fırsatı kaçırmayın.

Oyuncu kadrosunu da şöyle bırakayım:
Bestem Sinan Taşkömür, Ersin Arıcı, Kayhan Binnetoğlu, Fahrettin Eren Dinler (kendisi oyunun hem yazarı hem de yönetmeni), Mustafa Önder Gökçe, Ceyda Yücesan, Senem Erdoğan, Gizem Nur Dinler, Mert Can Kaplan, Pınar Domaniç

Bugünlük benden bu kadar! Bıdılıklarım bekler.
Hepinize şimdiden, iyi seyirler.

Kelebek
14.11.19