İsteyip de söyleyemediğim çok şey var…

Huzursuzum…

Canım sıkkın…

Bi’ şeyler yazmak, içimi dökmek, her zaman olduğundan zor…

Yorgunum…

Beynim yorgun…

Uykularım tatsız, huzursuz…

Keyifsizim…

Ve bu yazı gitgide bir Yılmaz Özdil makalesine dönüyor.

Her şeyden bıktım, öyle bir ruh hali içindeyim. Hayatımda hep bi’ koşuşturma, hep bi’ bir şeylere geç kalma durumu hakim. Bu kadar koşuştururken, hiç bir şey yapmak istememek. Sıkıldım. Kendimden, monotonluktan, sürekli aynı tantanayı yaşamaktan, içine sıçtığım hayatın hep yoluma taş koymasından sıkıldım..!

Üstümde bir depresyon hali var, ve bu sefer atlatamıyorum sayın okuyucu. Farkındayım. Ağzımın tadı yok..!

Farkındaysan yazmıyorum da ne zamandır (maille ulaşanlara ayrıca teşekkürler ama yanıt verecek gücüm yok, özür dilerim). “Beni biraz da kendi halime bırakın” diyeceğim ama, halimden de umudum yok, bırakmayın…

Gereksiz bir sinir var üstümde, sebepsiz sağa sola çatıyorum. Kötü biri değilim, bunu bilin ne olur, sadece sorunlarım var. Şu anda çözemediğim, ama akışına bırakıp, kendi kendine çözülmesini beklediğim…

Üstümde sizin görmediğiniz, göremediğiniz bir depresyon hırkasıyla dolaşıyorum ne zamandır… Farkında değilsiniz, çünkü ben iyi bir oyuncuyum, güzel rol yaparım… Yarın bu yazıyı sorsanız, “Ohooo bilmem kaç yıl önce yazmıştım onu yeaa” derim, inanırsınız…

Neyse, içimde bir sürü kelime var, ama çıkaramıyorum… Kusmam lazım, kusmam için, içimin iyice bulanması lazım, içimdeki pisliğin gözümden akması lazım, arınmam lazım…

Neyse.

Bitti bu yazı!

Yaşıyorum işte..

Bilginiz olsun!

Rol yapıyorum, her şey yolundayı oynuyorum…

Görüşürüz..!

K.

Reklamlar

sen gittikten sonra…

Sonrası yok işte..

Sen gittikten sonra ben..

Devam edemedim, cümle sonlarına üç nokta koyamadım..

Nefes almayı hatırlayamadım bir süre..

Sen gittikten sonra ben, gittiğin yönden alamadım gözlerimi..

Sanki bakmayı bırakırsam, dönmeyecek gibisin..

Dönecek misin?

….. adamla olmaz..!

Selamlar,

Uzun zaman oldu, nasılsınız görüşmeyeli? Ben iyiyim. Valla…

Annemle başım dertte bu aralar, onunla uğraşıyorum. Malumunuz 29. yaşına mektup yazmış insanım ben ve annem, her anne gibi, artık yaşımın geldiğine karar verip, evlenmem gerektiğinden dem vurmaya başladı 😦 [gülmeyin lan, çok fena kafama vuruyor] Benden umudu kesmiş olacak ki, eşe dosta haber salmaya başladı! (gülmeyin yaaa) Beni görücü usulü evlendirecekmiş… O zaman ben de buradan, olmayacak olanları paylaşayım ki, kadıncağız çok yorulmasın di mi :))

Sevgili annem sewimsan çabalarına saygı duyuyorum, sesimi de çıkarmıyorum ama, aşağıda sayacaklarıma dikkat etmeyi unutma olur mu?

  • Mustafa Kemal ATATÜRK’ü sevmeyen adamla asla olmaz!
  • Türkçe konuşmayı bilmeyen adamla olmaz! (burada kastım doğru düzgün Türkçe’dir)
  • Boyu kısa adamla olmaz! (183’üm ben, 175lik adamı yanımda çocuk diye mi gezdiricem)
  • Uzun saçlı adamla kesinlikle olmaz (Sevmiyorum arkadaş saçı benden uzun erkeği)
  • Dişlerini düzenli fırçalamayan adamla olmaz! (Bayramdan bayrama bir düzen değildir, düzen günde 2 keredir)
  • Her gün duş almayan adamla olmaz!
  • Kişisel bakımına önem vermeyen adamla olmaz!
  • Tek kaşlı adamla da olmaz! (Tek kaşlı erkekler dünya ahiret kardeşimdir)
  • Çok dindar/yobaz  adamla olmaz!
  • Çok kıskanan adamla olmaz!
  • Hiç kıskanmayan adamla da olmaz!
  • Gezmeyi sevmeyen adamla olmaz!
  • İki lafı bir araya getiremeyen adamla olmaz!
  • Kavga etmeyi bilmeyen adamla hiç olmaz!
  • Küfür duyunca sus pus olan adamla olmaz!
  • Kavgadan kaçan adamla olmaz!
  • Kitap okumayan adamla hiç olmaz!
  • Kitaba verilen parayı masraf olarak nitelendiren adamla asla olmaz!
  • Sinemayı sevmeyen adamla olmaz!
  • Dublaj film izleyen adamla olmaz!
  • Egoist adamla da olmaz!
  • Sürekli kendini/malını/mülkünü öven adamla asla olmaz!
  • Simit/peynir/çay tercihini değerlendiremeyen adamla olmaz!
  • Tekila/tuz/limon üçlüsünden kaçan adamla olmaz!
  • Rakı/balık/roka üçlüsünün tadını bilmeyenle hiç olmaz!
  • Balığa limon sıkan adamla olmaz!
  • Zülfü Livaneli dinlemeyen adamla olmaz!
  • Orhan Gencebay’ı duyunca müziği kapatan adamla olmaz!
  • Müzeyyen Senar’ı tanımayan adamla olmaz!
  • Emrah dinleyen adamla olmaz!
  • Serdar Ortaç/Demet Akalın/Petek Dinçöz vs… dinleyen adamla olmaz!
  • Ömründe türkü bara gitmemiş adamla olmaz!
  • Hiçbir bara gitmemiş adamla hiç olmaz!
  • Dövmelerime karşı olacak biriyle olmaz!
  • Adımı bir yerlerine dövdürmeye kalkan biriyle de olmaz! (denedik olmadı :Pp)
  • Dövme yaptırdığımda benimle gelmeyen adamla olmaz!
  • Sarı dediğimde lacivert demeyen adamla olmaz!
  • Şampiyon dediğimde FENER diye bağırmayan adamla hiç olmaz!
  • Saraçoğlu’nun yolunu bilmeyenle asla olmaz!
  • Maça gitmeyi sevmeyen adamla olmaz!
  • Saraçoğlu’nun havasını solumamış adamla olmaz!
  • Maça yalnız gidemezsin diyen adamla kesinlikle olmaz!
  • Küfür etmeyi bilmeyen adamla olmaz!
  • Meyhaneye gitmemiş adamla olmaz!
  • Meyhane kültürünü bilmeyen adamla hiç olmaz!
  • Rakı içmeyen adamla olmaz!
  • Rakı içmeyi bilmeyen adamla hiç olmaz!
  • Rakı sofrasının adabını bilmeyen adamla katiyyen olmaz!
  • Eğlenmeyi bilmeyen adamla olmaz!
  • Dans etmekten utanan adamla da olmaz!
  • Saçma sapan hareketleri dans zanneden bi’ adamla da olmaz!
  • Yemek yerken ağzını şapırdatan adamla asla ve katiyyen olmaz!
  • Yalan söylemeye meyilli adamla olmaz!
  • Seviyorum diyemeyen adamla olmaz!
  • Benden az kazanan adamla olmaz (afra tafrasını çekemem)
  • Dikkatsiz adamla olmaz!
  • Çapkın adamla olmaz!
  • Adamcıkla olmaz!
  • Ana kuzusuyla olmaz!
  • Çok başına buyruk bi adamla olmaz!
  • Çocuk sevmeyen adamla olmaz!
  • Çizgi film izlemeyen adamla olmaz!
  • Evde oturmayı bilmeyen adamla olmaz!
  • Eleştirmeyi bilmeyen adamla olmaz
  • Eleştiriyi kaldıramayan adamla da olmaz!
  • En azından bir planı olmayan adamla olmaz!
  • Sorulduğunda “sevgilim” diyemeyen adamla olmaz!
  • Kaçak dövüşen adamla olmaz!
  • Aklı çüküyle yer değiştirmiş adamla olmaz!
  • İkizler burcuyla olmaz!
  • Balık burcuyla asla olmaz!
  • Hayal kurmayı bilmeyen adamla olmaz!
  • Hayat kurmayı bilmeyen adamla hiç olmaz!

Şimdilik bu kadar anne 🙂 Çalışmalarına bu yönde ağırlık vermen kişisel tercihimdir…

Her bi tarafından kocaman kocaman öper, sevgilerimi sunarım…

Haydi sana kolay gelsin :))

Sevgiler,

Kelebek

Telaşa Mahal Yok! Döndüm :)

 

Selamlar,

Önce TTNet’in sonra da bilgisayarımın yaptığı şakalar bitti ve ben geçtiğimiz hafta, beş yıllık emektar laptopuma kavuştum. Dolayısıyla, yazamadığım tüm yazılar aklımda… Çarşamba gibi yavaş yavaş, buradan paylaşmaya başlarım diye düşünüyorum.

Merak edip yolladığınız mailler için teşekkürler.

Yaşıyorum, nefes alıyorum, bir sorun yok… 🙂

Görüşmek üzere…

 

Sevgiler..

Kelebek…

Karabük Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Uzaktan Eğitim Hakkında

Merhaba,

Son günlerde okuduğum bölümle ilgili çok sayıda mesaj alıyorum. Malum tercih döneminde olduğumuz için ben de bölümü düşünen adaylar için bir kaç notla açıklama yapayım istedim. 🙂

Öncelikle bölüm adı üstünde Uzaktan Eğitim. Derslerinizi internet üzerinden online olarak alıyorsunuz. Bu dersler genellikle 18:00’den sonra oluyor. Derslerle ilgili dökümanlar, aynı internet sitesine yükleniyor. Ayrıca online derslerinizi daha sonra tekrar izleyebiliyorsunuz.

Okula geliş gidişleriniz sadece sınavlar için ancak, her dönem final sınavlarından önce iki haftalık örgün eğitim mevcut. Sınavlar genellikle 4 gün içerisinde bitiriliyor.

Uyarmak istediğim tek konu şudur ki; sadece İngilizce biliyor olmanız bölümü okumanıza yetmiyor. Çünkü işin mutfağına iniyorsunuz. İnceliyorsunuz. Tabiri caizse inciğini cinciğini çıkarıyorsunuz. Edebiyatın içine giriyorsunuz. Bol bol okumanız gerekiyor. Okuyup araştırmayacaksanız ve en azından kendinizi ifade edecek kadar İngilizce bilmiyorsanız, bölümü yazmanızın hiç bir anlamı yok. (Sözüm dil bölümü öğrencileri için değil, diğer bölümlerden gelecek olan öğrenciler için.)

Şöyle bir örnek vereyim. Toefl’da yaklaşık 600 puanım var (2003 yılından), ayrıca bölümün en yüksek puanı olarak gördüğünüz 429 puan bana ait, ancak benim dahi alttan almak zorunda olduğum derslerim var. Bu kesinlikle benim hatam zira yeterli dikkati göstermedim. 🙂 Bölümün uzaktan olduğuna kanıp da rahat bir öğrencilik geçiririm diye düşünmeyin yani 🙂

Gelelim Karabük’e. Çok büyük bir şehir değil ama zaten sizin kalacağınız gün sınırlı olduğundan bunun sizin için problem olmaması gerek. Konaklama fırsatı çok kısıtlı olduğundan gelmeden önce yerinizi ayırtmanızda fayda var. Konaklama için Safranbolu’yu tercih edebilirsiniz.Karabük ile Safranbolu arasında minibüs seferleri 15 dakika sürüyor.

Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. Eğer aklınızda sorular varsa, bu blogun altına yorum bırakın arkadaşlar, elimden geldiğince kısa sürede cevaplarım.

Hepinize başarılar.
Sevgiler.
Kelebek

TTNet Bana Cızzzz Dedi :)

Selam 🙂

Aslinda Hay Bin Kaynana Vol.2’yi yazarak kiz annelerine sarmayi dusunuyordum ama TTNet baglantimi gumletti :/ Baglantim geri donene kadar pek bir seyler yazamayacagim gibi duruyor ama sunu soylemek isterim ki; Kiz anneleri elimden, dolayisiyla dilimden kurtulamayacaksiniz 🙂

Herkese sevgiler,
Yeniden yazana kadar kendinize dikkat edin 🙂
Opuldunuz 🙂
Kelebek

ehem öhöm

Merhaba Merhaba,

Efendim sizlerde mi buradaydınız? Sizi burada bizimle görebilmek ne büyük saadet. Ay o gülümsemeniz her daim kalsın suratınızda maaşallah 🙂

Ehem… Neyse… Özüme dönüyorum hemen, yaramadı bana bu giriş…

Sevgili Okuyucu,

Anlatacak bir sürü şeyim daha var, hayatım sadece acıdan ibaret değil benim, güzel şeyler de var ömrümde. Hepsini anlatmayı planlıyorum ancak… 6 yıllık yol arkadaşım, gümüş prensesim, Dell Inspiron 6400’üm tatile çıktı 😦 HD gümledi, yenilenene kadar bana yeni şeyler yazmak yasak gibi… Cep telefonundan da yazmak istemiyorum, Türkçe karakter sorunu yaşamayı sevmiyorum zira…

Bu nedenle kardeşimin ya da annemin bilgisayarlarına korsan saldırılar düzenleyip, başarılı olduğumda anlatacaklarım var.

O zamana kadar kendinize iyi bakın…

Sevgilerimle..

Kelebek

 

Not: Çok büyük ihtimalle 1 Temmuz’da http://www.yesildergi.com ‘da “”Kaybettiklerimiz” konulu bir yazım yayınlanacak. Az biraz daha hüzünlenmek isteyenler için birebir 🙂 Benim içinde son itiraf gibi 🙂 Bilgilerinize.