Alengirli Şiir

Ah nasıl da tam beni anlatır şu anda…

Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
Nükleer denemeler, Kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki
Parliament’i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
“Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir” derdi.
İyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..

Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık.
Küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
“Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır” derdi.
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
Hepsi ağzıma sıçtı…

Ben seni severim  belki de rabbim buna hazır değil.
Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
Ben seni severim sevmesine de
İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

Ali LİDAR
Reklamlar

Gülüşü Yaralım

Ey esmer hüznünü hicrandan besleyen sevgili;
Kendini bana, beni yollara sürgün etmeden bil ki,
Mavi düşlerine sardığın o acar delikanlı
Seni ve aşkını zehir bir yürekle kuşandı
Ama gün olur da,
Umutlarda yenilirse kalleş bir kurşuna,
Birlik olup büyüttüğümüz ışıkları,
Söner sanma!

Ve, unutma, gülüşü yaralım
O uslanmaz inadın yarısı sen,
Diğeri ben olduktan sonra,

Serüvencin seni,

Nasıl olsa,

Nerede olsa bulur…

Ahmet Can AKYOL

darbeyi yedigimde…

Israfil sur borusunu üflüyor sanmıştım, kulağımda öyle bir gürültü… Yer ayaklarımın altından kaydı, taş taş üstünde kalmayacak sandım – keşke kalmayaydı-… Tek kişilik kıyametti; tek kişi kaldım.
Kan bürüyor gözünü; ölüm diliyorsun. “Yüreğin yüreğime ihanet etti, öl!” diyorsun. Ne öldürüyorsun, ne ölüyorsun; sadece kendi ömründen yiyorsun… Öfke dinince, hüzün başlıyor… Gözyaşın paramparcça yüreğe akamıyor… Canın acıyor ve hiç bitmeyecek sanıyorsun. “Bu acıyla tükeneyim” diyorsun, tükenmiyorsun.
Aklin, vicdanin ve yüreğinle aklayamıyorsun; bembeyaz sayfanda simsiyah bir leke bırakıyor… Sonra ne oluyorsa, birden bire oluyor; kaskatı kesiliyorsun. Tepkilerin azalıyor, hissiyatın zayıflıyor… Soyutluyorsun kendini yaşananlardan, kendi içine dönüyorsun; setini çekiyor, barikatını kuruyorsun.
Sonra…Sonra hiç tanımadığın bir sen kalıyor senden geriye…  
Usanıyorsun…
Kendinden yoruluyorsun…

Siktir Git..!

Nefret ediyordum bugüne kadar sana yazı yazan her kadından..! O klavyenin tuşlarına basacak kadar değer verdiğin herkesten nefret ediyordum. Şimdi sadece midem bulanıyor senden. Ki ben nefreti hiç aşılamadım kendime… Şimdi ne nefretsin ne de ardından gözlerimi düşürdüğüm ağlanacak adamsın… İçimdeki sana dair bütün iyi niyeti sıfırladım. Ve seni yok sayıyorum. Umrumda bile degilsin. Ne sen ne de değer sundukların… Kuyruk acım var sende. Evet..! Ama inan şu an o bile umrumda değil… Kıstırdım kuyrugumu bacak arama, sen o kadar bile etmezsin…. Şimdi beynimden de yüreğimden de Siktir Ediyorum Seni…. Özüme dönmeye az kalmıştı, şimdi geldim kendime… Ohh bee! Şükür kavuşturana..!