Adı yok…

Adını bulamadım bu yazının… Sadece dökülmek istedim. Okullar kapandığından beri üç kere markete bir kere de eczaneye gitmek için çıktık evden… Tamam son yıllarda öyle çok da gezenti tipler değiliz, genelde evimizde zaman geçiriyoruz. Arkadaşlarla takılıyoruz, bundan da büyük keyif alıyoruz, ama şu dönemin gerginliği vurdukça vuruyor beni… Dışarı çıkmamamız gerektiğini bildiğimden, İffet Hanım’a geldiği gibi sağdan sağdan geliyorlar bana da…

Gündüz kendini meşgul ediyorsun etmesine de, akşam oldu mu o tüm gün havada tuttuğum kuyruk iniveriyor aşağıya… Yanlış anlamayın, sıkılmadım, sadece özlüyorum… Çok özlüyorum… Ocak ayından beri görmediğim annemi, kardeşimi, yeğenleri, arkadaşlarımı, öğrencilerimi, okulumu, haftada iki gün tuttuğum nöbetlerimi bile özledim. Bir türlü toplayamadığım okuldaki masamı özledim, o dağınıklığımı özledim. “Hadi Çengel’de bi çay içelim, ayh şimdi çıktım okuldan, BJK’da buluşalım mı, Deli Kadın’da bişiler içeriz, ben biraz Karga’da takılır, beklerim seni” cümlelerini kurmayı özledim. Sarılmayı, sarmalanmayı, annemin dizine başımı koymayı özledim… Çocuklarıma sarılmayı özledim, ki son günlerde “Sarılmak yok” demek zorunda kaldığım miniklerimin gözleri, yüzlerindeki hayal kırıklığı gitmiyor aklımdan 😦

Sonra endişelerim… O endişelerim bitmiyor işte… Bu süreç bittiğinde çok özlediklerimi görememekten, rutinime dönememekten, rutinimi bıraktığım yerde bulamamaktan çok korkuyorum. Biliyorum önünde sonunda bitecek bu süreç ama her şey, herkes bıraktığım yerde kalacak mı ondan emin olamıyorum.

Sonra haberler… Hiç iç açıcı değil… Neye üzüleceğimi şaşırıyorum… Kimilerine göre oldukça uzun sayılsam da minnoş bir kalbim var ve bu minnoş kalbim daha ne kadar hüznü saklar içinde bilmiyorum. Tek bir şey rica ediyorum, hatta yalvarıyorum size, amcaları, teyzeleri, dedeleri, nineleri üzmeyin. 3-5 like alayım diye o güzel, pamuk insanlarla dalga geçmeyin. Uyarabilirsiniz evet ama bunu nezaketle yapın… Benim kalbim bunları kaldırmıyor… Durumumuz zaten zor, boğazımıza kadar boka battık… Kimse nasıl geçineceğimizi, evlerimizin kirasını, faturalarımızı, kredilerimizi, borçlarımızı nasıl ödeyeceğimizi söylemiyor, bu hepimizi derin düşüncelere daldırıyor, bari bir de o pamuk insanları üzmeyin… Yüreğimi bir de onlarla dağlamayın… Bir çocuklara, bir de yaşlılara kıyamıyorum… İhsan Amca’nın videosuna 3 gün ağladım ben, sinir krizleri geçirecek derecede… N’olur yapmayın…

Bak İhsan Amca’nın adı geçti, doldu yine gözlerim… Sinirlerim o derece bozuk yani… Her şey, herkes aklımdayken, ki benim gibi milyonlarca insan varken bu durumda, kuyruğu ne kadar daha dik tutabilirim bilmiyorum.

Çalışan insanlar geliyor aklıma… Önce doktorlar… Ah o canım doktorlar, evlerine gidemeyen, çocuklarına sarılamayan, imkansızlıkların içinde çırpınan doktorlar… Dövdüğünüz, öldürdüğünüz, sövdüğünüz doktorlar… Marketlerde, kargo firmalarında, çağrı merkezlerinde hala size hizmet vermeye çalışan, normal zamanda bir teşekkürü çok gördüğünüz o emekçi insanlar, boğazım düğümleniyor…

Geçecek… Elbet geçecek… Ama bu geçtiğinde bize/bana ne olacak, kestiremiyorum…

Burada bitsin bu yazı. Devamını getiremiyorum çünkü… Gitmeden önce de bu şarkıyı bırakıyorum size. 2 gün önce bu şarkıyla uyandım, ki uzun yıllardır dinlemiyordum da, işaret kabul ettim. Siz de öyle yapın.

Evde kalın, sosyal mesafenizi koruyun, zorunda kalmadıkça dışarı çıkmayın. Dışarı çıkmayın ki, canını dişine takıp çalışan doktorların uğraşmak zorunda kaldığı hasta sayısı artmasın, onlar da hastalanmasınlar… Onlara bir şey olursa bizi kimse kurtaramaz…

Sağlıklı günlerde, yeni yazılarla görüşebilmek üzere…

Son bir şey: Anne! Seni çok özledim!

Kelebek
28/3/2020