Bizim Hikaye – Bölüm 2

10000 (onbin) mesaj

Daha cesur, daha gözüpek olduğum zamanlardı ve ben o upuzun süren yalnızlık dönemimi bitirmeyi çok istiyordum sevgili okur. O yüzden, “önce o yazsın bana ne” klişesine düşmedim, ki zaten gece “öpçem” diye ilk mesajı da o atmıştı 😀 (hayır öptü de, bu ne istikrar, bu ne kararlılık 😀 ) Ama irtibat kurarken de öyle çok buldumcukluk yapmadım canımlar, sakin. Şöyle bir mesaj yazdım sadece: “Uzun süredir kalabalık bir grupla eğlenmemiştim, akşam için teşekkürler :)” Oldukça hoş bence, mesajda da sıkıntı yok 🙂 Cevap da geldi, heloloy… Hayır bir de adam öpmüş beni yani, ne demek cevap vermemek, yolarım :p

Bu mesajlaşmaların ardı arkası kesilmedi… Günaydınlar, iyi geceler, karikatürler, film önerileri, kitaplar, diziler, günlük sohbetler… Aldı başını gitti… Mesela aynı dizinin meftunu olduğumuzu öğrendik o mesajlarda… (Doctor Who, 66 yaşında!) Tam caka satacaktım, “ben klasik bölümlerini bile izledim”, diye… Önce o attı 😀

Bu mesajların en ortak noktası, hep görüşmeye çalışmak ama bir türlü görüşememek! Aynı yerlerde, mekanlarda olmak ama birbirimizi bir kaç dakikayla kaçırmak, ya da mesajları geç görmek (zerre de inanmıyorum o mesajların geç görüldüğüne, nedenini ilerleyen bölümlerde öğreneceksiniz :D).

Hep bir plan, ama o planın gerçekleşememesi gibi bir durum yaşadık bir ay boyunca, ki ben o zamanlar bir çağrı merkezinde vardiyalı çalışıyorum, 3 haftada bir gece vardiyasına kalıyorum, işler daha da zorlaşıyor yani. Tam, hah artık görüşebiliriz dediğimiz zaman, benim sınav tarihlerim geliyor, Karabük’e gitmek zorunda kalıyorum ya da bayram oluyor, onun tatile gidesi geliyor falan… Bu mesajlaşmalar biz görüşene kadar tam bir ay sürdü. Bu arada asla konuşmuyoruz, sesimizi duymuyoruz, sadece mesajlar… Bir ayda onbin mesaja ulaşmak zor olmadı işte…

Denedik, çok denedik ama bir türlü denk gelemedik… Evren bir araya gelmemizi istemedi 😦 Ta ki, 29 Ekim 2013’e kadar… İş yerinden bir arkadaşımla, Beşiktaş’a Cumhuriyet Bayramı havai fişek gösterilerini izlemeye gitmek için karar verdik. Ben de “biliyor musun nereye gidiyoruz?” diye mesaj attım… Demez mi “ben yola çıktım bile oraya doğru gidiyorum”. Koş makyajını tazele Kelebek modunda, hazırlandım ben de. Biz beer point’te o Kartal Bi’tek’te, havai fişek gösterisine kadar kendi ortamlarımızda takıldık. Anladık ki, beer point’te izleyemeyeceğiz, sahile doğru yürümeye başladık arkadaşımla… Bu arada mesajlaşmaya devam ediyoruz, neredesin-şunun önündeyim gibi… O insan kalabalığının içinde, buldu beni… Sarıldık öpüştük falan… (normal öpüştük normal, fesat mısınız :p ) Benim ilk cümlem ne oldu peki? “Aaa, uzunmuşsun sen!” Kopun burada tamam, müsaade ediyorum 😀 İlk tanıştığımız akşam benim ayakkabılarım, 3-4cm tabanlı bi tık yüksek bir ayakkabıydı.. Normalde 4cm olan boy farkı ister istemez 8cm’e çıkmış ben de adamı kısa zannetmiştim, doğal olarak… (tamam vurmayın, acıyo be). Ama şöyle de düşünün, benim hayatımda hiç benden uzun erkek arkadaşım olmadı 😀 Bırak sevgiliyi, arkadaşım olmadı diyorum bak! Benim ailemde bile benden uzun erkek sayısı 2. Onlar da böyle 1-2 cm falan, çok değil yani 😀 Yani bünyem, bir erkeğin uzun olma ihtimalini kabul edemiyor. 😀

Gösteriler bitti, haydi oturalım bi yerde dedik, yürüyeceğiz ama insan kalabalığı izin vermiyor. Aaa bi baktım, tuttu elimden yardırıyor insan kalabalığını 😀 Ben de arkadaşımın elini tuttum, Ferhat önde, ben ortada arkadaşım benim arkamda, vagonlar gibi gidiyoruz… 😀 Gittik oturduk Beşiktaş Benzin’e… Sohbet, muhabbet tıkanmadan ilerliyor. Bak bu çok önemli, biriyle oturduğunda konuşamıyorsan, istersen dünyanın en güzel adamı, kadını ol… İlerlemiyor… İlerlemiyor…

Diiing! Ferhat’ın telefonuna bir mesaj… Koptu ortamdan, mesaja gömüldü… E sordum ben de ister istemez, cevap ne? O cevap? O koltukta otururken, paralel evrende bir roket gibi havalandığım cevap: “Ya, biri var hayatımda biraz sıkıntılı bir süreçteyiz, ayrılıyoruz gibi ama sorun da var” Naaaaaan… Nasıl yani? Ne diye öptün o zaman beni? Niye yazıyorsun bana bir aydır? Sen? Kim? Nasıl? Hufff… Yalnız, içimde fırtına koparken ben nasıl sakinim, nasıl sahte bir gülümseme var suratımda… Bak ağzımdan çıkan cümlenin sinsiliğine bak, öğrenmem lazım ya işin içeriğini: “E peki sorun ne, bak iki kadınız burada, çözeriz bence…” Anlattı, yetmedi mesajları okuttu… Şöyle bir baktım… (dibine kadar okudum, evet) Sorun belli miydi? Biraz… Klasik kadın çıkmazı, kıskançlıklar, özgürlüğüne düşkün, kısıtlanmayı sevmeyen bir erkek… Günümüz ilişkilerinin sorunu da bu değil mi zaten? Arkadaşım gitti o ara, kaldık biz biraz daha… Konuştuk… Durur muyum? Durmam, sordum. “Madem biri vardı hayatında, beni neden öptün? Neden bir aydır sürekli mesajlaşıyoruz?” Cevabını çok net hatırlamıyorum ama bir kısmı mıh gibi çakılı hafızama… “Çünkü ben kimseyi terk edemem, beni kötü hatırlamasını istemem, onun beni terk etmesini bekliyorum.” “Pardon, ben bir magnum yanında da tek kurşun alabilir miyim?” diye seslendi içim garsona… Yok be kendimi ne vurucam, deli misiniz? Adamı da vurmam hayır, ama bu mantığa hayali bir kurşun sıkmak, çok güzel olurdu… Dedim ki, “aklını kurcalayan bu konuyu çözmen lazım, sonra bizim duruma bir bakarız”.

Ayrıldık mekandan, benim için taksi bekliyoruz, çünkü İstanbul’un iki ucuna gideceğiz, o kıta değiştirip Altunizade’ye gidecek, ben 2013’ün Güngören’ine 😀 Taksi durdu, vedalaşıyoruz, aaaa yine öptü beni… Evet evet, fesatlaşın, öyle sevgilim gibi öptü… Tam Beşiktaş ışıklarda, Yıldız yokuşundan inerken, hah evet tam o meydanda, herkesin içinde… Görüşürüz dedim ve bindim taksiye… Telefonu çıkardım, çaktım mesajı… “Clean your mind” (zihnini temizle)

 

Bugünlük bu kadar olsun…
Öptüm en güzel yerinizden…
Kelebek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: