Sesini Çıkar! #sendeanlat #ozgecanaslan

Haksızlığa karşı susan, dilsiz şeytandır!

30 yaşındayım.. Son iki senedir, hiç tanımadığım, adını daha önce hiç duymadığım insanlara ağlıyorum ekseriyetle… Kimi küçücük çocuk -kafasına gaz fişeği isabet edip ölen-, kimi gencecik fidan -vurmayın, öldüm- dese de dövülmeye devam edilen, kimi gencecik kız, akşam evine dönerken insan diyemeyeceğim -hayvanlara da hakaret edemeyeceğim- bir pisliğin, çükünün hevesine, bıçaklanarak, yakılarak öldürülen…. Saymakla bitmez, bitiremem içimin yangınlarını…

Hafta sonu kahroldum Özgecan Aslan’ın haberine. Görmeyen, duymayan kaldı mı, sanmıyorum. Mersin’de okulundan çıkıp evine dönen, gencecik, 20 yaşında bir kız… Kardeşimden küçük, kuzenlerimden küçük… Ana kuzusu daha, babasının prensesi… Bindiği minibüsün şoförünün bir anlık hevesiyle, yolun başındayken bitişi görmüş minnacık bir kız çocuğu… İçimi yakıp giden bir kız çocuğu… “Meleğimin üstüne toprak atmayın” diye kahrolan babanın, gözlerini bir daha hiç açmayacak kızı…

Nasıl yandım, nasıl acıdı canım, anlatamam… Öyle pis bir dünyaya kaldık ki, “Şükürler olsun, ben değilim o” diye düşünür bile olduk. Taciz, tecavüz maalesef benim ülkemde, sıradan, olağan artık… Evet son yıllarda bu haberlerde inanılmaz bir artış var. Her gün en azından bir kadının öldürüldüğü, şiddet gördüğü, tecavüze uğradığı haberini alıyoruz. Bunlar sadece basına yansıyanlar… Bir de, hiç sesini çıkarmayanlar var, çıkaramayanlar… Korkanlar, toplumdan çekinenler, ailesinden korkanlar… Susuyoruz, çünkü zihniyetimiz belli… “Dişi köpek kuyruğunu sallamazsa, erkek köpek bir şey yapmaz!”

Düşünüyorum, tacizle ilk ne zaman karşılaştım diye, aklım çıkıyor… Zira ilk karşılaşmam 5-6 yaşlarıma tekabül ediyor. Akraba(!) denilen bir akbabanın, “ayy çok seviyorum Kelebek’i, bayılıyorum bu kıza” söylemleri altında sıkıştırılıyorum kendi evlerinde, her şey oyun görünüyor ama büyüyünce anlıyorsun, öyle değil… Annenle aynı yaşta adamın, oranı buranı mıncıklaması, ailen yanında değilken, hadi gel dolaşalım diyerek seni dışarı çıkarması, hatta evlerine götürmesi, “hadi güreşelim” diyerek sizinle yerlerde yuvarlanması, oyun değil, tacizdir..! Ama bilemiyorsun o küçük yaşında… Çünkü kimse anlatmıyor sana, kimse uyarmıyor seni, çünkü kimse beklemiyor çevresinden böyle bir şey…

Sonra hayatımın en büyük travması geliyor aklıma… Yaşım 11. Anneannemin evine çok yakın oturan bir arkadaşım var, onların apartmanının önünde duruyoruz. Derslerden konuşuyoruz. İşlek bir cadde üstünde evleri, arabalar, insanlar… Hemen apartmanlarının yanında banka var, sırada bir sürü insan… Biri dikkatimi çekiyor… Kel, kahverengi pantolonlu, gri bir gömlek var üstünde, siyah kösele ayakkabılar, belinde deri bir kemer… Bana bakıyor, ama bir gariplik var. Elleri olması gereken yerde değil, elleri pantolon fermuarında, herhalde çok övündüğü penisini çıkarıyor dışarı, gösteriyor… Gündüz vakti hanımlar beyler! İşlek bir caddede hem de… Etrafımızda o kadar insan varken hem de! Koşarak kaçıyorum anneanneme… Sesimi bile çıkarmıyorum korkumdan, anlatamıyorum kimseye… Hafta başında aynı adamı, okulun hemen karşısındaki pastahanede görüyorum… Teneffüslerde okulun kapısının hemen dışında… Ama yine de söyleyemiyorum bir şey… Sonra bir akşam, anneannemin evinden kendi evimize gitmek için çıkıyoruz. Ben bir kaç dakika erken iniyorum çöpü atmak için. O adam binanın tam karşısında duruyor. Ben ne yöne gidersem, o da oraya geliyor. Koşa koşa geri gidiyorum anneanneme… Bu sefer bir solukta anlatıyorum anneme olanı biteni. Bulunduğumuz apartman ve çevre apartmanlarda siyasi parti merkezleri olduğu için üniformalı ve sivil polisler var binada… Annem onlara anlatıyor durumu. Bana adamı göster diyorlar, gösteriyorum. Sen şimdi çık, teyzenin dükkanına doğru yürü, biz arkandan geleceğiz korkma diyorlar. Gidiyorum, ama yüreğim nasıl sıkışıyor, bir adım atsam bayılacağım, güç bela atıyorum adımlarımı, gözümün ucuyla bakıyorum… Geliyor… Ya yakalayamazlarsa, ya bu sefer bir şey yaparsa bana… Annemle sivil polis çıkıyor arkamdan, duyuyorum… Kaçıyor adam onları fark edince… Ben teyzemin dükkanında kriz geçiriyorum, kimse susturamıyor… Annem ve polis devam ediyor adamı kovalamaya… Caminin içinde yakalıyorlar… Ekip arabasında “Kaçırıp, evlenecektim” diyor adam. 11 yaşındaydım… Kaçırılıp, evlendirilecektim… Karakolda sağlam bir dayak yedi diye biliyorum, öyle anlatmıştı babam… Ama ceza almadı… Neden bilmiyorum, 20 yıl geçmiş üstünden hatırlamıyorum. Ama hala, kahverengi pantolonlu kel adamlardan korkuyorum…

12 yaşındaydım, bakkala ekmek almaya gitmiştim. Mahallenin piçleri en fazla 13-15 yaşlarındaydılar, apartmanın girişinde sıkıştırdılar beni… Memelerimi, kalçalarımı ellediler, bir tanesi dudaklarıma yapıştı. Can havliyle bağırınca kaçtılar, kaçarken karnımı yumrukladılar. Aylarca bakkala bile gidemedim.

13 yaşındaydım, dershaneye gitmek için minibüs bekliyordum. Üstümde bol bir eşofman, onun üstünde kapşonlu sweatshirt. Ellerimde kitaplarım… Polis arabası durdu önümde, memurun biri, cebinden bir tomar para çıkarıp, sallamaya başladı… “Gel bak, gel, çok var bende bundan… İstersen senin de olur” diyordu pis pis sırıtarak… Korktum… Gerisin geri eve koştum, çıkamadım evden o gün…

13 yaşındaydım. Ortaokuldaydım, üzerimde okul üniforması vardı. Okuldaydım. Hastaydım, sınıf beden eğitimi dersindeydi, ben de sınıfta bir sonraki derse çalışıyordum. Sol elini asla pantolon cebinden çıkarmayan matematik öğretmenim geldi sınıfa… “Tavşanları sever misin” dedi. “Severim öğretmenim” dedim. “Ben de severim, bakayım senin tavşanların büyümüş mü?” diye elini memelerime atmaya çalıştı. Çığlık atınca çıktı sınıftan… Bir daha asla matematiği sevmedim.

15 yaşındaydım, üzerimde lise formam vardı… Jile, dizimden aşağıda… Onun üstünde hırka… İt oğlu itin biri, kalçamı sıktı yanımdan geçerken, yaşıtlarımdan iriydim, tuttum adamı bağırmaya başladım. Çevre esnaf geldi, beni tuttular o ite “kaç git oğlum” dediler.

15 yaşındaydım, üzerimde bir kot, bir kazak vardı… Akşamüstü sarhoşun biri takip etmeye başladı. Alışveriş yaptığımız kasaba girdim, annemi aradım. “Gel beni buradan al” diye yalvardım. Annem “5 dakika sonra dükkandan çık, yürümeye başla, ben seni yolda polisle bekleyeceğim” dedi. Yürüdüm, korkudan buz kesmiştim, yolun ortasında annemle karşılaştım, gözleriyle yürümeye devam et diye işaret etti… Sonra tek duyduğum bir düşme sesiydi… Geri döndüm, polis bir tekmeyle adamı düşürmüş, karakola götürüyordu. Biz de gittik. İfadem alınmadı bile, polis anneme “Kızınızın kılığına kıyafetine dikkat edin” dedi.

17 yaşındaydım, sınavlara hazırlanıyordum, dershaneden çıkmış eve dönüyordum, üzerimde bir kot bir tshirt, üstünde de kot ceket vardı. En işlek yoldan yürüyordum, belediyenin önündeki banklarda ellilerinde bir adam oturuyordu…. “Offf sen ne sikilirsin bee!” diye laf attı önce, adımlarımı hızlandırınca peşimden geldi. Lafları sıralamaya devam ediyordu ama kimse duymadı etraftan, kimse yardıma gelmedi. Gördüğüm ilk polis arabasını durdurdum, “Şikayetçiyim” dedim. Aynı arabaya bindirmek istediler o adamla, “Siz gidin, ben geliyorum” dedim. Karakola gittiğimde adama çay ikram ediyorlardı, polisin biri de “Kızım öğrencisin, uğraşamazsın sen mahkemesiydi, şuydu buydu, biz uyardık, hadi sen de affet” diyerek gönderdi beni karakoldan.

20 yaşındaydım, doktora gittim… Lokal anestezi altında küçük bir işlem yapılacaktı. Gözlerim kapalı iğne yapılsın diye bekliyordum. İğneyi yapacak kişi, memelerimi elliyordu, bağırdım, kaçtım.

20 yaşındaydım, otobüsle İstanbul’a dönüyordum. Uyuyakalmışım, sırtımda bir dokunuşla uyandım. Arka koltuktaki insan müsveddesi, belimden kalçalarıma ulaşmaya çalışıyordu. Koltuğu değiştirdim, sustum. 6 saatlik yol boyunca ağladım.

25 yaşındaydım, minibüste en az 70 yaşında bir amca, bildiğin kendini bana iyice yaslamış, yola üstümde devam ediyordu. Yüzsüzleşmiştim artık “Amca naparsan yap, olmaz seninki” diyerek gözlerinin içine bakıp, ayağına basmıştım. Bir sonraki durakta indi. Etraftakiler görmüşler ama sadece gülüyorlardı. Onlar için 70 yaşındaki bir dedenin tacizi, gülünecek bir şeydi sadece.

27 yaşındaydım, Taksim’deydim. Üzerimde gayet bol bir elbise vardı. Üstelik, 120kg’luk hiç de çekici/güzel olmayan bir kadındım. Ama gideceğim cafe’ye ulaşana kadar, en az üç kere mıncıklandım, iki kere sağlam laf yedim, bir tanesi gün ışığına çıkmamış bir fantaziydi.

28 yaşındaydım, Bakırköy’deydim. Arkadaşlarımla oturuyordum. Teyzenin biri gelip, “tshirtünden sırtın açılmış, buradaki bunca adamın abdestini bozuyorsun” diye, sağımı solumu çekiştirmeye başladı. “Cehennemde yanarsın kızım” diye eklemeyi ihmal etmedi. “Müslüman değilim ben teyze” dedim, o zaman orospu olduğuma kanaat getirdi.

Geçen yıl, bir akşam, arkadaşımla Taksim’deyim, kızkıza eğleniyoruz. Üzerimde uzun bir palto var. İstiklal’den aşağı iniyorum, biri bana doğru geliyor… Bir şey soracak zannedip, bir saniyeliğine duraklıyorum “Senin amını yalarım” diyor, neye uğradığımı şaşırıp, kafamı önüme eğiyor, programı bozup eve dönüyorum.

Metrobüse bineceksem, olur da otururum diye boynumda hep bir şal, ya da ceketin düğmeleri çene altına kadar kapalı, ki tepemde oturup memelerimi izlemesinler. Ayakta duracaksam, popomu mutlaka cama dayamalıyım ki, dokunulmasın. Taksiye bindiysem, mutlaka birini arayıp, taksideyim, geliyorum demeliyim ki, taksici beni bir bekleyen olduğunu bilsin.

Böyle bir ülkede, yaşamaktan yoruluyor insan… Başına ne geleceği belli değil… Evine dönüp dönemeyeceği bile belli değil…
Bu ülkede yaşamak gün geçtikçe daha da zor… Ucuz atlatmışım diyorum her seferinde… Ucuz atlatmışım… Bir daha bu kadar şanslı(!) olabilir miyim, bilemiyorum…

16/2/2015
Kelebek

Reklamlar

1 Yorum (+add yours?)

  1. LOYAL_IS
    Mar 09, 2015 @ 19:42:12

    Kadın olarak yaşamak çok zor çoookk..😔😢

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: