Sinirlendirmeyin Artık Beni..!

Ey bu yazıyı okuyan Facebook, Twitter, FF ve blog ahalisi, arkadaşlarım, eş dost, ailem ve hemen hemen herkes..! An itibariyle çok sinirliyim. Küfür eder miyim bilmiyorum ama etmişsem ve siz “Tuu kaka, edepsiz, terbiyesiz” diyecekseniz, yazının sonunu getirmeyin rica edeceğim..!

Sabrımın sınırını ne kadar daha zorlayabileceksiniz hem çok merak ediyorum hem de bunu yapmanızı istemiyorum. Söylemek istediklerimi şu ellerimin sinirden titreyen haliyle nasıl toparlarım bilemiyorum ama, denerim. Anlamadığınız yer olursa, SORMAYIN… BİR KERE DAHA OKUYUN..!

1 – Derdiniz, tasanız, sevinciniz, üzüntünüz hepsi başım üstüne lakin, ben de robot değilim.

Canınız sıkıldığında, içiniz acıdığında, bir sorununuz olduğunda beni arıyorsunuz… İyi de yapıyorsunuz, tamam. Tüm anlattıklarınızı pür dikkat dinliyorum, sanki benim derdim/işim gibi sizinle beraber dertlenip/seviniyorum. Kendimce yönlendirmeler de yapıyorum (zaten bu yüzden bana anlatıyorsunuz) Ama canlarım, bana sorunlarınızı 365 gün 7/24 anlatıp yine bildiklerinizi okumanız, dediğimin tam tersini yapmanız, sonra her şeyin kısır döngü misali en başa dönmesi ve sizin yine bana gelmeniz… Yemin ediyorum içim şişti artık ya… Sizi her gördüğümde aynı problem, sadece isimler/mekanlar değişiyor ama problem hep aynı. Ben her seferinde aynı şeyleri dinliyorum sizden ve yetmezmiş gibi size karşı aynı cümleleri kuruyorum ama dinlemediğiniz için farketmiyorsunuz. Lan götümü yırtıyorum sizin için, bi kere de kulak verin işe yarasın ya..! Aha işin özü budur..!  

2 – Ben robot değilim, insanım! Dolayısıyla benim size harcadığım zamanın 1/10’ini ben de hakkediyorum, bana da insan olduğumu hissettirin!

Son bir aydır depresyonun dibinde dibinde geziyorum… O kadar kişisiniz bunu farkeden kaç kişi var biliyor musunuz? Sadece dört (rakamla 4). [Arzu, Volkan, Adamın Biri ve Haydar] Çünkü kalanlarınızdan birinin aklına bile benim nasıl olduğumu sormak gelmiyor. Çünkü hiç biriniz benim canım sıkkınken, moralim bozukken, yahut bitmiş bir haldeyken, gözlerimin nasıl baktığını, sesimin nasıl çıktığını bilmiyor..! Benimle bu kadar ilgili olduğunuz için, teşekkürü (!) bir borç bilirim..! Ya tamam her bokumu bilin demiyorum size, bilmek zorunda değilsiniz. Sadece benim için değil, etrafınızdaki herkes için uygulayın bunu. Kendinizi anlatmaya başlamadan önce, karşınızdakine bir bakın, bir halini hatrını sorun. Ama gerçekten sorun…

3 – Önce beni eleştirip, sonra eleştirdiklerinizi kendiniz yapmayın. Çünkü o zaman sizden hemen vazgeçiyorum..!

Bazen içinizden bazıları, benimle gerçekten ilgiliymiş gibi görünüp, beni kandırabiliyor. Sonra sözde beni düşündüğünden bir yerde giydiriyor da giydiriyor bana. “Onu öyle yapma, bunu şöyle yapma, buna böyle davranma, bununla konuşma!” Ben de, “bana değer veriyor bak benim iyiliğimi istiyor” diye düşünüp, hakikaten uzaklaşıyorum o bahsettiği şeyden. Aaaa üç gün sonra kafamı bir çeviriyorum arkaya, ulen iki gün önce beni eleştiren ileri(!) zeka, o kişilerle içiçe, göt göte, dip dibe ya da beni eleştirdiği şeyin aynısını yapıyor. Lan?! Hani?! Error, error, arıza sinyalleri yanmaya başlıyor ve ben az önce çevirdiğim kafamı düzeltip, sizin üzerinize bir çizik atıyorum… Bilmem anlatabildim mi?

4 – Düşüncelerimi eleştirebilirsiniz evet ama kendi inandıklarınızı bana empoze etmeye çalışmayın..!

Atatürk’ün yolunda olmam, Deist olmam, nüfus cüzdanımdan din hanesini sildirmek için başvuruyor olmam vs… Bunlar sizi rahatsız ediyorsa, beni aşağılamaya çalışmadan beni eleştirebilirsiniz ama kalkıp da kendi fikirlerinize inanmamı beklemeyin. Bir bok bilmediğiniz konularda bana bir şey açıklamaya çalışmayın. Ben sizin deist olmanızı istiyor muyum mesela? Siz de benim bilmem ne fikrine sıcak bakmamı beklemeyin..!

5 – Sizi 2-3 gün aramayınca kendinizi bana laf sokmak zorunda hissetmeyin..!

Yani benim de sürdürmek zorunda olduğum bir hayatım, yapmak zorunda olduğum bir işim ve zaman ayırmam gereken bir kendim varım. Kendi problemlerim için de bir şeyler yapabilmem lazım, hayatımı sürekli size endeksleyemem. Aradınız cevap mı veremedim, hemen peşinden arayıp milyon tane cevapsız arama yapmaktansa 1-2 saat geçtikten sonra arayın. Hemen mail atıp, facebook’da duvarıma yazıp, twitter’da @SonMelek yapmadan önce, biraz bekleyin. Neyin lafını sokuyorsunuz anlamıyorum ki, ulan ben bir sıkıntım olduğunda hiçbirinize ulaşamıyorum. Ama yok “O telefon neden açılmadı? Mesajıma neden cevap vermedin?” diye sormak zorundasınız illa ki. Ulan sevgilim beni sorgulamıyor bu kadar telefonunu cevaplayamadığım ya da arayamadığım zaman. Ya hu insaf belki mideyi bozdum tuvaletteyim ya da geberdim yorgunluktan uyuyorum. Ve yahut öldüm..! Hadi o zaman ne yapacaksınız merak ediyorum hakikaten! “Neden öldün, ölürken beni neden aramadın” diye bilimum sosyal medya hesabımda yazmazsanız, gözüm açık giderim.

6 – Sadece işiniz düştüğünde arıyorsunuz kiminiz, biliyorum, farkındayım, uyuz oluyorum..!

İçinizde bazı uyanıklar var, beni sadece işi düştüğünde arıyor. Çalıştığım yer nedeniyle, numara sormak için… Çok gezen (!) bir tip olduğumdan, eğlenilecek yer için, rezervasyon yeteneğim mükemmel olduğundan rezervasyon için vs.. vs.. Farkında mısınız? Uzun zamandır yapabilecek olmama rağmen bu sorularınızı çeşitli bahanelerle cevaplamıyorum. Bakalım daha ne kadar arayacaksınız 🙂

7 – Oradan bakınca her önüne gelenle beraber oluyorum gibi mi duruyor?

Bak bunu çok merak ediyorum işte..! Ulan şurada kaç senelik arkadaşız, tanıyoruz birbirimizi ve siz benim yorumlarım yüzünden her önüme geleni koluma taktığımı düşünüyorsanız rica edeceğim bir siktiriniz gidiniz efendim, beni hayatınızdan siliniz. Ya da sen, henüz yeni tanıştığım şahıs, sıcakkanlıyım, neşeliyim, kolay iletişim kuruyorum vs.. vs.. diye bu gece senin tabirinle sana vermek gibi bir niyetim yok..! Herkese aynı mesafede yaklaşıyorum, senin bir özelliğin yok… Aklından kişiliğim yerine memelerim geçiyorsa, sen de yukarıdakilerle beraber siktir olup git..!

Şu anda aklıma gelenler bunlar, ama bilin ki beni çok sinirlendiriyorsunuz ve ben artık size laf anlatmaya çalışmaktan yoruldum. Yukarıdaki 7 maddeden biri muhakkak size uyuyor. Farkedebilirseniz ne ala, kendinizi düzeltebilirseniz çook ala… O zaman kaldığımız yerden devam ederiz, ama anlamanıza rağmen yaptıklarınıza devam ederseniz… “Eeeh.. Yeter!” hönkürmesini yersiniz…

Bilgilerinize.

Hadi şimdi dağılın..!

Kelebek

24.03.2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: