Sorularım Var – 1

Bazen, “benim anlamadığım bir şeyler dönüyor bu dünyada” diye düşünürdüm. Çocukken ama. Çünkü daha küçüktüm, hayatı tanımıyordum, bir çok şeyi bilmiyordum ve anlamamakta haklıydım. Öğrenmem gereken çok şey vardı. Hatta babamın tabiriyle, “yemem gereken bir kaç fırın ekmek” bekliyordu beni.

Sonra büyüdüm. Yaş geldi çattı 27’ye. (az kaldı 28’in çanlarının çalmasına) Ve farkettim ki, son 8 yıldır hiçbir şeyi anlamıyorum. Eyvahlar olsun! Bildiğim hiçbir kavram, gördüğüm hiçbir ders, okuduğum hiçbir kitap bu yaşadıklarımı, gördüklerimi açıklamama yetmiyor!

Tamam son sekiz yıldır anlamlandıramadıklarımı yazmayacağım. Son bir kaç gün için anlamadıklarımı belirteyim, anlayanlar anlamayana (yani bana) becerebildiği kadarıyla açıklasın.

Şimdi, Japonya’daki durum malum. Önce deprem, ardından Tsunami, şimdi de Fukushima Nükleer Santrali’ndeki problem. Reaktörler güvende değil, sızıntı var ve, sadece 70 kamikaze kaldı santralde soğutma çalışmaları için… Alarm seviyesi 6. (Nagasaki ve Hiroshima’da alarm seviyesi 7 idi). Görüntüler, yaşanan felaketin boyutlarını göstermeye yetiyor mu, sanmıyorum.

Gelelim benim takıldığım noktaya, Japonya’da benim caaanım ülkem gibi, bir deprem ülkesi. Hadi bunlar yemiş bir bok, yapmışlar Nükleer Santrali, ama şimdi de köpek gibi pişmanlar. Peki biz bunu göre bile, caanım Akkuyu’da ne diye bir santral yapmanın inadındayız hala? Hem de fay hattına 25km’lik bir mesafe varken sadece. Yani tehlike çanları “ding dong”  diye çalmak yerine, “tehlike var ulan” diye bir tarafını yırtıyorken, RTE’nin bu inadı ne?

Bir insan nasıl bu kadar kör cahil olur? Nasıl bu kadar sağır olur? “NÜKLEERE HAYIR” nidalarını nasıl duymazdan gelir de “Evimizdeki tüp gazı da kullanmayalım o zaman” diyebilir?

Çernobil 1986’da radyoaktif serpinti ile 160.000 (yüzaltımışbin) km² toprağı kirletti. Hem de öyle deprem nedeniyle patlamalardan falan değil, dördüncü ünitede yapılan bir deney sırasında meydana gelen bir kaza yüzünden. İnsan hatasından yani… Bu hatanın insan hayatını ne kadar etkilediği hala belirlenemedi. Doğu Karadeniz bölgesinde görülen kanser vakaları sadece bir kısmı…

Şimdi olası bir felaket senaryosunda bizim durumumuza bakalım. Sen bu nükleer santrali diktin diyelim Akkuyu’ya, diyelim ki deprem de olmadı, diyelim ki hiç bir şey olmadan radyoaktif madde yayılmaya başladı. Sen daha farkına bile varmadan biz önce kendimizi sonra da Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkeleri mahvetmeye başlayacağız. Sonra bu son hızla yayılmaya başlayacak…

Gerçi az önce duyduğum açıklama itibariyle boşuna bu soruları yazdığımı da farkettim… Zira Enerji Bakanımız “Türkiye’nin Japonya’ya sınırı yok, endişelenecek bir durum yok” gibi çok mantıklı(!) bir açıklamada bulundu. Bu radyasyon denilen meret gümrükten mi geçiyor? Bu ne saçma bir savunma!

Biz adam olmayız…

Son sözümse şudur..!

O güzelim naif at Cihan kadar olamadık…!

Kelebek BİRİCİK

19.03.2011
İstanbul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: