Adamın Biri

Konuşmalar bir Kelebek Biricik ve bir Adamın Biri (adı ben de saklı) arasında geçmektedir. Kaybedilmemeli, burada gizlenmelidir.

Her şey bir duvar yazısıyla başladı aslında… Hadi okuyalım…

Bir şarkı geldi önce…  Assos’daki gecenin anısına diyordu tepesinde…

Sonra mesaj…

Adamın Biri 18.02.2011 – 23:50

“Duygularıma esir oluyorum seni görünce… insan bin kere mi yanıyor bir kere sevince. ruh bedenden ayrılıyor, çekimine girdim… bir kere daha yandım ama canım, gördüğüme sevindim” yıllar önce Assos’daki geceye gittim şarkıyı duyunca… ellerimizde şarap şişeleri, senin en sevdiğinden, talay’ın vasilakisi. zorda kalmadın mı başkada şarap içmezsin zaten, şirince seversin bir de. güzel de içersin hani. o gecede öyle olmuştu işte, kaç şişe şarap tükettik o gece Midilli’nin ışıklarına baka baka, hatırlamıyorum. ve sen kaç kere söyledin bu şarkıyı o gece. iyi ki de söyledin. hüzün buğusu bakışlarına en çok yakışan şarkılardan biriydi… hala öyle mi? “bin kere daha yanarım sana canım, gördüğüme sevindim…”

Kelebek Biricik 19.02.2011 – 00:13

“bin kere daha yanarım sana canım, gördüğüme sevindim” belki yüz defa söyledim o gece o şarkıyı ve sen de yüz defa çaldın belki… bıkmadan, usanmadan, tüm gece serzenişlerimi dinledin. ne çok üşümüştük o gece… her üşüyüşümüzde bir şişe …daha açtık… aylardan mayıstı ve geceleri hala soğuktu Kadırga Koyu’nda… Midilli’den estikçe rüzgar, daha da daldık ışıkların sudaki yansıyışına… sen söylememişsin ama ben söyleyeyim… o gece bir de, “hala koynumda resmin” şarkısını söyledik seninle… ikimizde nerede olduğunu bilmediğimiz ve hiç tanımadığımız ruh eşlerini bekliyorduk aslında… o gece kayan yıldızı hatırlıyor musun? “hadi bi dilek tutalım” demiştim ben… “atmosferde amaçsızca savrulan bi göktaşından mı medet umuyorsun?” demiştin sen. o zamandan beri dilek tutmuyorum… o zamandan beri söylemiyorum bu şarkıyı da aslında… ve dostum… dosdoğru dostum… “bin kere daha yanarım sana canım, gördüğüme sevindim…”


Adamın Biri 19.02.2011 – 00:33

hatırladım, hatırladım… “halaaaaaaaa, koynumda resmin” derken yüzünün aldığı ifadeyi ve elinin istemdışı göğsüne gidişini, orada gerçekten bir fotoğraf varmış gibi tutmanı… şarkı bitene kadar öylece kalmanı hatırlıyorum… bir insan hiç… bilmediği birini, nasıl beklerdi, sen öğretmiştin bana… hatırlıyor musun, “şimdi şu anda, o adada da biri, elinde şarap şişesi, dilinde şarkılar hiç tanımadığı birini bekliyor… seni bekliyor belki, belki beni bekliyor” diye başımın etini yemiştin… Kelebek, can dostum… o adadaki de bekliyor, biz de bekliyoruz ve değişmedi hiçbir şey, hala koynumda resmin…

Sustu Kelebek… Söyleyemedi bir şey…

Arada bir kaç gün geçti… Canı çok sıkkındı Kelebek’in… Şöyle bir yazı belirdi duvarında…

Adamın Biri 21.02.2011 – 21:18

Sen neden çok büyük bir insansın biliyor musun? Çünkü yorucu ve gergin geçen bir günün ardından bile gülümseyebiliyorsun insanlara… Kalan tüm enerjini onlar için kullanabiliyorsun… Sen neden çok büyük bir insansın biliyor musun? Çünkü içinde fırtınalar kopsa da, yaşamak için bir gram isteğin kalmasa da umut dağıtabiliyorsun gözlerinle… Sıkıntıdan patlasanda karşındakine değer verip, derdini sıkıntısını dinleyebiliyorsun… Sen büyük bir insansın neden biliyor musun, hayat sana verdiği her şeyi almaya geldiğinde bile, derin bir nefes alıp, ağız dolusu küfür etmek yerine “Peki” diyebiliyorsun… İşte sen bu yüzden çok büyük bir insansın ve ben seni çok seviyorum… Hep böyle kal gün gözlü dostum… Hep böyle…
Sustu yine Kelebek… Söyleyecek okkalı bir lafı kalmamıştı belleğinde… Cevaplayamazdı… Sadece “Seni çok seviyorum” diyebilmişti ve suskunluğuna devam etti sonra… Mart ayına kadar bekledi Adamın Biri… Çünkü biliyordu… Sustuğu zaman, konuşamazdı Kelebek…

Adamın Biri 06.03.2011 – 02:34

Bu şarkıyı mırıldanıyordun seni aradığımda… Öyle ki telefonu açarken arayanın ben olduğumu bildiğinden mırıldanmayı bırakmadın bile… “Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte…” işte tam burasındaydın şarkının ben seni aradığımda… Yine mi yalnızlığının en çaresiz noktasındasın? Etrafın yine insan dolu ama sen kendi içinde kapanmış durumdasın değil mi? Dur tahmin edeyim, üstünde kapüşonlu bir sweat, çektin şapkayı başına, düşüncelerin beyninden kaçıp gitmesin diye… Kendi karanlığının içinde, ağlamak için uygun bir ortam kolluyorsun… Yapma küçüğüm… İçini döküp ağlamaya ihtiyacın varsa, zamanını kollama, temizle içini gözyaşlarınla… “Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak”

Kelebek şaşırtmadı Adamın Biri’ni… Kilitlemeye devam etti kendini…

Taa ki 06.03.2011’de Adamın Biri, bunun böyle gitmeyeceğine karar verene dek… ( Aşağıdaki konuşmalar aynı gün saat 23:03 – 23:20 arasında gerçekleşmiş, sonrasında Kelebek, Adamın Biri’ni aramış ve sabah 04:32’ye kadar telefonda olması gereken azarı işitmiştir)

Adamın Biri Telefonuma cevap vermiyorsun, ve aklında bulunsun delirmek üzereyim. Ben sana ulaşamayıp delirdiğim zaman ne oluyor sen bunu benden daha iyi biliyorsun. Şimdi küçük hanım… O sandalyeyle birleşmiş kıçını yerinden kaldır, git bi duş al.. Duştan çıkınca da beni ara… Çünkü canına okumak için bekliyorum!

Kelebek Biricik ama ben… benim canım bir şey yapmak istemiyor…

Adamın Biri bak başımın belası, sıkıntılarının ne kadar büyük olduğunu biliyorum, tekrar tekrar hatırlatıp canını sıkmak da. ama sen benim canımı fena sıkıyorsun şu anda. en son hayır dediğinde ne olduğunu hatırlatmama gerek var mı? BENİ DELİRTME VE KALDIR KIÇINI YERİNDEN! YOKSA BEN YERİMDEN KALKARSAM BU SENİN İÇİN DE BENİM İÇİM DE İYİ OLMAYACAK!

Kelebek Biricik ben çok yoruldum ama… 😦

Adamın Biri o zaman, bunu bir kere daha okuman lazım… “Yine mi yalnızlığının en çaresiz noktasındasın? Etrafın yine insan dolu ama sen kendi içinde kapanmış durumdasın değil mi? Dur tahmin edeyim, üstünde kapüşonlu bir sweat, çektin şapkayı başına, düş…üncelerin beyninden kaçıp gitmesin diye… Kendi karanlığının içinde, ağlamak için uygun bir ortam kolluyorsun… Yapma küçüğüm… İçini döküp ağlamaya ihtiyacın varsa, zamanını kollama, temizle içini gözyaşlarınla… “Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak”

Kelebek Biricik beni bu kadar iyi tanıdığın için senden nefret(!) ediyorum..!

Adamın Biri ben de seni bu kadar iyi tanımama izin verdiğin için seni seviyorum….

Kelebek Biricik adi herif =))

Adamın Biri baş belası! :))

Kelebek Biricik tatlı ama *-*

Adamın Biri fena hem de =))

Kelebek Biricik arayacağım 😉

Adamın Biri bekleyeceğim…

İşte bu noktadan sonra normal seyrine döndü hayat… Ama… 09.03.2011 henüz bitmişti ki, derin bir mutsuzluk ve yalnızlık korkusuyla geldi Adamın Biri, Kelebek’in duvarına ve tarih 10.03.2011’e dönmüşken,  şunları karaladı duvara…

Adamın Biri 10.03.2011 – 00:24

Sevdiğim ilk kadınsın sen.. Kadın milletine karşı ne hissettiğimi gayet iyi biliyorsun, kendi annesini sevmeyen bir adamım ben… Neden sevmediğimi de en iyi sen biliyorsun. Kadın, sen benim hakkımda ne de çok şey biliyorsun! Bu yüzden korkuyorum senden ve aynı sebepten dolayı çok da seviyorum. Şimdi bu cümleye kadar olanları gayet normal karşıladığını biliyorum. Bu cümleden sonrası ise çok ender, yüksek promil alkolle, söyleyebileceğim şeyler. Bak kadın, kendini hayatımdan çıkarmaya kalkarsan içimdeki canavarı ortaya çıkarırsın ve ben senin canına okurum.

Ben geberip gidene kadar yanıbaşımda, telefonun ucunda, bilgisayarın karşısında olacaksın. Yemin et buna. Bu hayatın pisliğinin içinde, senin kadar temiz bir şey lazım bana! Güldüğünde Meryem Ana’ya benziyorsun, ve o gülüş, her daim lazım bana… Issız bir adaya düşsem, üç şeyi umursamam, seni ve gülüşünü isterim yanıma. Ona göre yaşa… Ha bir de sakın, benden önce ölmeyi aklına bile getirme…

Benden önce öleceksen eğer, haber ver, birlikte gidelim bu zıkkımın kökü dünyadan. Çünkü ben o gözlerindeki yıldızların söndüğü haberine katlanamam. Gecenin bi yarısı aptal yazılarımı sana okumak zevkinden mahrum kalamam. Bencillikse bencillik, en iyi dostumun acısına katlanamam. Aynı ülkede olmasak bile, aynı gökyüzünün altında nefes almasak bile senin orada beklediğini, orada olduğunu bilmek bile benim için yeterli. Gözlerindeki ışığa kurban olduğum, tut ellerimi, sakın terketme beni…

Ve bu yazıyı okuyup, benim ona aşık olduğumu düşünenler… Aşk ne ki benim ona hissettiklerim karşısında… Sizin aşk dediğiniz son hızla tüketilen bir olgu. Gömleğinizi bile daha geç değiştiriyorsunuz aşklarınızdan. O ışıksa ben onun etrafında dönen pervane. O bir kelebek ve ben onun kanatlarındaki binlerce renkten feyz alan bir kelime oyuncakçısı… Bu aşktan da öte, bunun tanımı yok. Biz onunla ayrı karınlarda büyümüş iki kardeş, biz onunla birbiriyle büyümüş ama küçük kalmış iki çocuk. Biz onunla eşitlik, biz onunla özgürlük, biz onunla mutluluğuz. Bu sizin aşk zannettiğiniz, aşk olarak adlandırdıklarınızdan çok farklı. Biz onunla ying ve yang gibiyiz… Kayıp iki ruh… Biz onunla iki sevgiliden öteyiz. İç içeyiz, yan yanayız, anlayamayacağınız şekillerdeyiz. Kasmayın kendinizi, siz bizi çözemezsiniz.

Şimdi şaşırma sırası Kelebek’indi artık… Onca yıllık dostluklarında ilk defa duyuyordu bunlar Adamın Biri’nden. O lanet olası ülkede, lanet olası şehirde bir şeyler ters gidiyordu ve orada yapayalnızdı… Çok fazla bir şey yazamadı, sadece şunlar döküldü kaleminden…

Kelebek Biricik 10.03.2011 – 01:01

Sakin ol… kapat gözlerini, başını koy dizlerime çocuk. içinde ne kaldıysa acılardan, dök şimdi birer birer. ben toparlamak için yanı başındayım. Kapat gözlerini çocuk ve dök yaşlarını. kus içindekileri, ben buradayım. ve and olsun senden önce gidersem, yerim cehennemin yedi kat dibi olsun..

Son noktayı Adamın Biri koydu yine…

Adamın Biri 10.03.2011 – 01:19

And olsun, benden önce gidersen, yerim yanın olsun..

 

O günden beri ikisi de susuştalar… İçleri tekrar kanayana, birinin canı diğerinden kilometrelerce uzakta yanana kadar…


 

Adamın Biri Telefonuma cevap vermiyorsun, ve aklında bulunsun delirmek üzereyim. Ben sana ulaşamayıp delirdiğim zaman ne oluyor sen bunu benden daha iyi biliyorsun. Şimdi küçük hanım… O sandalyeyle birleşmiş kıçını yerinden kaldır, git bi duş al.. Duştan çıkınca da beni ara… Çünkü canına okumak için bekliyorum!

Formun Üstü

Kelebek Biricik ama ben… benim canım bir şey yapmak istemiyor…

Adamın Biri bak başımın belası, sıkıntılarının ne kadar büyük olduğunu biliyorum, tekrar tekrar hatırlatıp canını sıkmak da. ama sen benim canımı fena sıkıyorsun şu anda. en son hayır dediğinde ne olduğunu hatırlatmama gerek var mı? BENİ DELİRTME VE KALDIR KIÇINI YERİNDEN! YOKSA BEN YERİMDEN KALKARSAM BU SENİN İÇİN DE BENİM İÇİM DE İYİ OLMAYACAK!

Kelebek Biricik ben çok yoruldum ama… 😦

Adamın Biri o zaman, bunu bir kere daha okuman lazım… “Yine mi yalnızlığının en çaresiz noktasındasın? Etrafın yine insan dolu ama sen kendi içinde kapanmış durumdasın değil mi? Dur tahmin edeyim, üstünde kapüşonlu bir sweat, çektin şapkayı başına, düş…üncelerin beyninden kaçıp gitmesin diye… Kendi karanlığının içinde, ağlamak için uygun bir ortam kolluyorsun… Yapma küçüğüm… İçini döküp ağlamaya ihtiyacın varsa, zamanını kollama, temizle içini gözyaşlarınla… “Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak”

Kelebek Biricik beni bu kadar iyi tanıdığın için senden nefret(!) ediyorum..!

Adamın Biri ben de seni bu kadar iyi tanımama izin verdiğin için seni seviyorum….

Kelebek Biricik adi herif =))

Adamın Biri baş belası! :))

Kelebek Biricik tatlı ama *-*

Adamın Biri fena hem de =))

Kelebek Biricik arayacağım 😉

Adamın Biri bekleyeceğim…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: