yıllar sonra kelimelerimle oynamak…

Yokluğunun hayatıma kattıklarıyla zaman geçiriyorum bu aralar. Gidişinle bana kalan vaktimin tadını çıkarıyorum uzun zamandır. Yapamadıklarımın acısını çıkarıyorum hayattan… Okuyamadığım kitapları bitiriyorum tek tek. Sen sevmezsin diye izlemediğim filmlerin peşine düşüyorum büyük keyifle. İstiklal Caddesi’ne vurup kendimi, sokaklarını arşınlıyor, hasret gideriyorum şehrimle… Kulağımda çok sevdiğim tınılar eşliğinde…
Gittiğim hiç bir mekanda oturmuyorum mesela artık. Sen yokken nasılsa hayatım, o rutine dönüyorum. İçmeye değilde, eğlenmeye gidiyorum dilediğimce… Dans edip tanımadığım insanlar arasında, sadece keyfim içim yudumluyorum içkimi. Ha bu arada, eskisi kadar da içmiyorum hanidir. Anladım ki bu kadar çok içişimin sebebi de senmişsin… Saatlerce oturup sadece şarkıları alkışlayınca çok içiliyormuş anladım. Oturmak değildi aslında içiren bana onu da farkettim… Tanıdığımı zannettiğim adama yabancılaşmaktı.
Senden gelen her şeyi kabullenme dönemindeydim o zamanlar, şimdi algıladığım kadarıyla. O kadar kanıksamıştım ki bazı şeyleri, daha sana sorarken biliyordum aslında vereceğin cevabı ve yoruluyordum. Nefesim kesiliyordu yorgunluktan ama sen görmüyordun. Senin için her şey “Seni Seviyorum” demekle çözülüyordu zaten… Ama ben “düğümleniyordum”.
Saklayıp kaldırdığım gülüşlerimi çıkardım kutudan. Çok sık kullanmasam da şimdilik, orada olduklarını bilmek umut veriyor bana. İçimdeki çocuğu gıdıklıyorum günlerdir. Komadan çıkmak üzere, hissediyorum. O taburcu olduğunda daha da güzel günler bekliyor olacak beni… Biliyorum!
Renklerimi çıkardım bavulumdan. Bana iyi hissettiren morları, turuncuları, fuşyaları, turkuazları… Rengahenk geziyorum yine… Şimdilik aralarındaki uyumu yakalayamıyorum çok fazla ama ruhumun karışıklığındandır diyerek geçiştiriyorum.
Senin yüzünden hayatımdan çıkarmak zorunda kaldığım eski yüzleri arıyorum nicedir. Başım eğik onlara karşı ama biliyorum onlar anlar beni… Anlamayanıysa anmanın alemi yok zaten…
Gariptir ki, özlemiyorum artık. Hatta eski mekana gittim oturdum geçenlerde… Söyledim Arjantin bardakta biramı… Sonra buzlu bademci geldi, bi’ tabakta badem kaptım kendime… Ve adını hiç anmadım, bırak anmayı, aklımın ucundan geçirmedim. Kendime şaşırdım, gücüme bayıldım, irademe hayranlıkla baktım. Zira aldığım yarayı çok çabuk kapattım!
Ben iyiyim… Gerçekten… Her şeye rağmen… Tutundum hayata bi’ ucundan ve yeniden başladım… Hem de sıfırdan. Geçen yıllarımaysa acımıyorum artık. Tecrübe gözüyle bakıyorum…
Düşünmüyorum artık eskisi gibi. “Nasıl olur, nasıl yapar?” diye sormuyorum nicedir. Öfkem geçti… Kırgınlık var içimde, soğuk algınlığı misali…

Aynanın karşısına geçip içime baktım geçen gece… Kalbime gelince sıra, ağladım. Hiç bu kadar kırık görmemiştim içinde… Bu kadar kırık kemik nerden geldi oturdu içime, bilemedim. Açtım kalbimi iyice, parmaklarımla çektim parçaları teker teker. Canım yandı… Çok kanadım ama tüm kırıkları çıkardım… Çok derindeydi bazıları ama ulaştım. Sonra okşadım kalbimi uzun uzun kanlı ellerimle… Gözyaşımla temizledim… Sevdiği şarkıları söyledim ona… Şansın, aşkın, sevginin, hayatın en güzellerini diledim onun için ve örttüm üstünü tenimle…
Sonra, yeni bi’ güne, gerçekten uyandım!
11.01.2010

İstanbul

SonMelek
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: