ismi yok bunun bir nevi iç hesaplaşma

Tenimi acıtıyorum kendime gelmek için… İçimi karıştırıyorum… Sesler biriktiriyorum kulaklarımda her biri ayrı ezgi içeren, ama yapamıyorum… Yeniden ben olamıyorum…
İyileşemiyorum… İzin vermiyor hayat bana… Tam toparlanırken, ittiriveriyor itin biri domino taşlarından birini, yıkılıyorum… Ve, gösterilerdeki kadar artistik olmuyor yıkılışım.

Sesler seçiyorum kendime… Hapsetmeye çalışıyorum içime… Ama almıyor içim… Pek hoş olmayan sedalar bıraktırıp kubbemde, gönderiyorum hepsini. Diyorum ya, olmuyor yapamıyorum… İçim acıyor sonra.

Tamam, kabul ediyorum çok hatalar yaptım. Hoş hala da yapıyorum ya, orası ayrı hikaye… Ama telafi etmeme izin vermiyor kahrolası beynim. Hafızam takılıp kalmış bir yerde, nereye baksam aynı anı… Neyi görmeye çalışsam aynı hikayeye çakılı kalıyorum.

Yeni birileri çıkıyor karşıma… Hop! kapatıveriyorum bütün kapılarımı. Tehlike çanlarım çalmaya başlıyor. Kalbim diyor ki; “Dur bakalım ne oluyor, iflas ettik, kapattık dükkanı, çalışmıyoruz” Kocaman bir hasss..tir çekesi geliyor insanın böyle zamanlarda. Tecrübeyle sabittir..!

“Yeter ulan” diye bağırmak da yetmiyor çoğu zaman. Sıçtığımın kalbi başına buyruk ya, istediği gibi takılıyor. Mecbur dinliyorum sözünü. Saygıda kusur etmemek lazım.
Yorgunluğumdan dem vuruyorduk yahu, laf nereden kalbime geldi ki… İlgi istiyor yine şırfıntı… Elleşme, kalsın orada, tek başına..!

Koca bir ayı içerek geçirdim mesela.. Ne geçti elime ya da ne kaldı bana? HİÇ! Anlık tebessümler işte, ha bir de beyaz ayakkabımdaki kusmuk lekesi… Sildim çıkmadı da… “Hatırla” der gibi, kafamı her eğdiğimde orada… “Hatırla! Sen değilsin bu… Sen bir barda içip içip kusmazsın. Tuvaletin önünde sakinleşmek için beklemezsin… Sen gider, adabınla içer, deliler gibi eğlenir evine dönersin… HATIRLA ULAN AHMAK, BU SEN DEĞİLSİN! SEN ALKOL DENİZİNDE YÜZSEN BİLE, KARANLIK TEHLİKELİ SULARA GİRMEZSİN..!” Çaresiz hak veriyorum o lekeyede… Susup dinliyorum. Cırcır böceği gibi vızıldayan ben, susuyorum o çok haklı lekenin sesine…

Deliriyorum… Farkındasın değil mi? Bak ne diyorum, yitip gitsem olmaz mı? Aramasan, sormasan, unutsan ve ben yüzüme yalancı gülümsemeler takmasam. Asıp suratımı oturabilsem öylece… Birilerini mutlu etme derdim olmasa… Ya da sen beni rahat bıraksan.. Anlasana, yetişemiyorum artık her şeye birden. Yorgunum… Biraz da sen ulaşmaya çalışsan bana… Olmaz mı? Olmaz dediğini duyar gibiyim. Hay bin kunduz! Bir insan iç sesiyle bile mi ters düşer..!

Doğru düzgün ağlayamıyorum ne zamandır! Bi’ döksem yaşlarımı geçecek belki bu sıçtığımın psikolojisi… Ama gözlerimde bana inat… Aynanın karşısına geçtim de dün sabaha karşı, bildiğin haykırdılar bana… “HAKKETTİN SEN BUNU… O KADAR ÇOK ÇİRKİNLİK GÖRDÜ Kİ BU GÖZLER, O ÇİRKİNLİKLER BÜYÜMESİN BİZDE DİYE, SULAMAMAYA AND İÇTİK. AKITMIYORUZ YAŞIMIZI..!” Al sana hasss…tirlik bir vaka daha… Organlarım bile bana zıt..!

“Git!” diyor bünyem… Çek git! Kimsenin seni tanımadığı, kimseyi tanımadığın iklimlere git. Gitsem ne olacak? Yanımda götürdüğüm ben değil miyim? Elimi kolumu kendi kendime bağladım yani… (Nerede şu depresyon hırkası)

Bana ne lazım biliyorum… Hafızamı sildirmeliyim.”Eternal Sunshine of Spotless Mind” filmindeki gibi mesela. Neyse parası veririz. Biri hafızam nerede silinebilir onu söylesin artık.

Ben gidiyorum… Beyaz ayakkabıdaki lekeye takıldı gözüm… Çok konuşuyor… O konuşuyor, ben susuyorum… Susuyorum diyorum… Sustuklarımı neden anlamıyorsun?

04.08.2010
03:15
İstanbul
SonMelek
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: